<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HoRoZz Edebiyat</title>
	<atom:link href="http://edebiyat.horozz.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://edebiyat.horozz.net</link>
	<description>Duygu Yüklü Sayfalar..</description>
	<lastBuildDate>Sat, 17 Dec 2011 11:09:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Sevemedi istanbul ikimizi</title>
		<link>http://edebiyat.horozz.net/2011/12/sevemedi-istanbul-ikimizi/</link>
		<comments>http://edebiyat.horozz.net/2011/12/sevemedi-istanbul-ikimizi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 11:07:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adnan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anonim]]></category>
		<category><![CDATA[Derleme]]></category>
		<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[sevemedi istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://edebiyat.horozz.net/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[Seninle hiç İstanbul&#8217;da olamadık Göremedi İstanbul ikimizi&#8230; Ne bir semaver tüketebildik Ne Aşiyan&#8217;da hüzün&#8230; Bir tepeden seyretmek için bu güzelim kenti Ne Çamlıca kısmet oldu ne Piyer Loti&#8230; Hiçbir vapur taşımadı bizi Marmara&#8217;da Bir güvertede seni Liseli aşıklar gibi dakikalarca öpemedim.. Ellerini avuçlarımda tutup da içimi dökemedim.. * Şöyle bir elimi atıp da omzuna Kolun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/12/17.12.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-250" title="17.12" src="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/12/17.12.gif" alt="" width="126" height="105" /></a> Seninle hiç İstanbul&#8217;da olamadık<br />
Göremedi İstanbul ikimizi&#8230;</p>
<p>Ne bir semaver tüketebildik<br />
Ne Aşiyan&#8217;da hüzün&#8230;<br />
Bir tepeden seyretmek için bu güzelim kenti<br />
Ne Çamlıca kısmet oldu ne Piyer Loti&#8230;<br />
Hiçbir vapur taşımadı bizi Marmara&#8217;da<br />
Bir güvertede seni<br />
Liseli aşıklar gibi dakikalarca öpemedim..<br />
Ellerini avuçlarımda tutup da içimi dökemedim..</p>
<p><span id="more-249"></span><br />
<iframe width="600" height="450" src="http://www.youtube.com/embed/xys1XBKUDck" frameborder="0" allowfullscreen></iframe><br />
*<br />
Şöyle bir elimi atıp da omzuna<br />
Kolun belimde<br />
Yürüyemedim seninle Beyoğlu&#8217;nda<br />
Bir sinema yada tiyatro koltuğunda<br />
Parmak uçlarıma değmedi dudakların<br />
Pasajda Arjintinleri çekip<br />
Nevizade&#8217;de bir iki tek atamadık<br />
Doyulmaz uykulara bir türlü yatamadık<br />
*<br />
Seninle İstanbul&#8217;da olamadık<br />
Duyamadı İstanbul sesimizi<br />
Sahaflar&#8217;da yorulup da kitaplara bakmaktan<br />
Çınaraltı&#8217;nda mola veremedik<br />
Karışıp çılgın kalabalığına Kapalı Çarşı&#8217;nın<br />
Tadına varamadık bir öğlen rakısının<br />
Ya da Sultanahmet&#8217;te bir müzeyi gezip<br />
Dostlara uğrayamadık<br />
Gülhane&#8217;den uzanıp Sarayburnu&#8217;na<br />
İntiharı düşünemedik enine boyuna<br />
Ne Laleli&#8217;den geçebildik sevgilim<br />
Ne kendimizden<br />
Bir çalgılı Kumkapı meyhanesinde<br />
Ağlayamadım doyasıya sımsıcak göğsünde<br />
Eski İstanbul&#8217;da gezdiremedim seni<br />
Yemiş&#8217;te Asmaaltında<br />
Ne kaldırımlarımı gördün ne çayhanelerimi<br />
Ne çocukluğumu bildin ne gençliğimi<br />
*<br />
Seninle hiç İstanbul&#8217;da olamadık<br />
Saramadı İstanbul hiç bizi<br />
Çılgınlar gibi dolanamadık otobüslerle<br />
Trenlere binemedik<br />
Bırak bütününü bu koca kentin<br />
Sadece bir tek semtin<br />
İçinde bile olamadık<br />
İstanbul hiç doymadı bize bitanemmm<br />
Biz de O&#8217;na doyamadık</p>
<p>*</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><em><strong> Prof. Dr. Vedat  DİDARİ&#8217;ye aittir.</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://edebiyat.horozz.net/2011/12/sevemedi-istanbul-ikimizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Melekler Şehri &#8211; City Of Angel</title>
		<link>http://edebiyat.horozz.net/2011/11/melekler-sehri-city-of-angel/</link>
		<comments>http://edebiyat.horozz.net/2011/11/melekler-sehri-city-of-angel/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:12:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adnan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duygu Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Azlan]]></category>
		<category><![CDATA[city of angel]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal film]]></category>
		<category><![CDATA[meg ryan]]></category>
		<category><![CDATA[melekler şehri]]></category>
		<category><![CDATA[nicolas cage]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://edebiyat.horozz.net/?p=239</guid>
		<description><![CDATA[Aşk üzerine yapılmış 3 film söyle deseler ilk söyleyeceğim filmdir Melekler Şehri.. Başrollerde usta oyuncular Nicolas Cage ve Meg Ryan oynuyor.. Hastalarından birini hiç neden yokken kaybeden Doktor Rice (Meg Ryan) kendine olan özgüvenini yitirmiştir.. Los Angeles`ta görevli meleklerden biri olan Seth (Nicolas Cage) bu olaydan çok etkilenir ve Doktor Rice`ye yardımcı olmaya karar verir.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/11/18.11.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-240" title="Melekler Şehri" src="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/11/18.11.jpg" alt="" width="123" height="124" /></a>Aşk üzerine yapılmış 3 film söyle deseler ilk söyleyeceğim filmdir Melekler Şehri..</p>
<p>Başrollerde usta oyuncular Nicolas Cage ve Meg Ryan oynuyor..</p>
<p>Hastalarından birini hiç neden yokken kaybeden Doktor Rice (Meg Ryan) kendine olan özgüvenini yitirmiştir.. Los Angeles`ta görevli meleklerden biri olan Seth (Nicolas Cage) bu olaydan çok etkilenir ve Doktor Rice`ye yardımcı olmaya karar verir..</p>
<p>Bir süre sonra Doktor Rice`ye aşık olan Seth, bütün risklerine rağmen görünmez bir ruh olmaktan çıkar ve Doktor Rice`ye görünmeye başlar.. Doktor Rice Seth&#8217;e şüphe ile yaklaşır..</p>
<p>Doktor Rice`ye olan aşkından dolayı melek olmaktan vazgeçen Seth dünyanın karmaşasında ne yapacağını şaşırır..</p>
<p>Film inanılmaz bir sonla bitiyor.. İnsanın aklına şu soru takılıyor: Acaba aşk insanın tüm kendi özelliklerinden vazgeçmeye değecek kadar değerlimidir?</p>
<p><span id="more-239"></span></p>
<p align="center"><embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6425386396580546959&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:600px;height:450px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://edebiyat.horozz.net/2011/11/melekler-sehri-city-of-angel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Yoksun, yoksulum&#8230;</title>
		<link>http://edebiyat.horozz.net/2011/10/ask-yoksun-yoksulum/</link>
		<comments>http://edebiyat.horozz.net/2011/10/ask-yoksun-yoksulum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 15:35:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adnan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derleme]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk yoksun]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[yoksun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://edebiyat.horozz.net/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[Ve en çok seni özledim ben. Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni. Her teyzeyi annen gibi sevmeni. Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni. Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu. Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği. Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı. Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim&#8230; Hiç konuşmadan.. kısa pantolonlu siyah beyaz halini.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://edebiyat.horozz.net/2011/10/ask-yoksun-yoksulum/usa/" rel="attachment wp-att-198"><img class="alignleft size-full wp-image-198" title="usa" src="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/10/usa.jpg" alt="" width="126" height="93" /></a>Ve en çok seni özledim ben.<br />
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.<br />
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.<br />
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.<br />
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.<br />
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.<br />
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.<br />
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim&#8230;<br />
Hiç konuşmadan..</p>
<p><span id="more-197"></span><br />
<object width="480" height="360" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xe3833?theme=slayer&amp;foreground=%23FF0000&amp;highlight=%23FFFFFF&amp;background=%23000000&amp;autoPlay=1" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><embed width="480" height="360" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xe3833?theme=slayer&amp;foreground=%23FF0000&amp;highlight=%23FFFFFF&amp;background=%23000000&amp;autoPlay=1" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" /></object></p>
<p>kısa pantolonlu siyah beyaz halini..<br />
bir lokma boyunu..<br />
diz çöküp yere sımsıkı&#8230; ama çok sıkı<br />
sarılmak sana..<br />
göz yaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi<br />
sana kim olduğumu söylemeden&#8230;arkama bakmadan<br />
ağladığımı sana göstermeden<br />
seni çok özledim<br />
ama çok özledim<br />
çocukluğum!</p>
<p><em><strong>Cem Yılmaz</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://edebiyat.horozz.net/2011/10/ask-yoksun-yoksulum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gidişim, Bendeki Yokluğun Olacak</title>
		<link>http://edebiyat.horozz.net/2011/10/gidisim-bendeki-yoklugun-olacak/</link>
		<comments>http://edebiyat.horozz.net/2011/10/gidisim-bendeki-yoklugun-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2011 09:32:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adnan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anonim]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla Acar Kalyoncu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://edebiyat.horozz.net/?p=188</guid>
		<description><![CDATA[ Aşağıda herşey giderek küçülüyor. Küçüldükçe bütün yollar birbirine benziyor. Bütün ağaçlar bütün evler&#8230; Küçüldükçe, birbirine benzedikçe herşey hızla çoğalıp yokoluyor. Seni de böyle küçültebilecekmiyim içimde. O kentte seninle yaşanan o kocaman o küçük zaman dilimini diğerlerine benzetip çoğaltabilecek miyim? Yokedebilecek miyim? O kentin yollarında kaybolmuştum ben. Bütün sokaklar senin kapına çıkıyordu. Orada hangi evin kapısını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://edebiyat.horozz.net/2011/10/gidisim-bendeki-yoklugun-olacak/13-10/" rel="attachment wp-att-189"><img class="alignleft size-full wp-image-189" title="13.10" src="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/10/13.10.gif" alt="" width="131" height="129" /></a> Aşağıda herşey giderek küçülüyor. Küçüldükçe bütün yollar birbirine benziyor. Bütün ağaçlar bütün evler&#8230; Küçüldükçe, birbirine benzedikçe herşey hızla çoğalıp yokoluyor. Seni de böyle küçültebilecekmiyim içimde. O kentte seninle yaşanan o kocaman o küçük zaman dilimini diğerlerine benzetip çoğaltabilecek miyim? Yokedebilecek miyim? O kentin yollarında kaybolmuştum ben. Bütün sokaklar senin kapına çıkıyordu. Orada hangi evin kapısını çalsam sen çıkıyordun karşıma, belki de ben hep senin kapını çalıyordum. Baktığım bütün insanlarda bir parça seni gördüm, yüreğim irkilerek&#8230;</p>
<p>Günlerce sen indin taksilarden, bütün telefonlarda senin sesin, soluduğum havada bile sen vardın. Durmaksızın senin kokunu doldurdum içime. O kentte seninle boğulup kalmıştım.</p>
<p><span id="more-188"></span><br />
<iframe width="600" height="450" src="http://www.youtube.com/embed/zOXpE8EgHcs" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Seninle yaşamak herşeye rağmen güzel, upuzun bir düş gibi geliyor bana. Ama yalnızca bir düşle ne kadar yaşayabilir ki insan&#8230; Seninle yaşadığım tutkunun sende dokunduğum tenin, her gittiğim yerden alıp beni sana getiren kokunun ansızın tükenip yokolabileceği korkusuyla daha ne kadar yaşayabilirdim. Üstelik artık yavaş yavaş karabasana dönüşen bir düş. İkimizde o kentte oldukça hiç bitmeyecekti. Kimbilir belkide o kentin kendisi bir düştü. Bir başka kentte sevebilir miydim seni? Seni sevme cesaretini bulabilir miydim kendimde? Seni sevme sabrını gösterebilir miydim?</p>
<p>O kent uçsuz bucaksız karmaşası içinde her gece akıl almaz raslantılarla yaşanıyor biliyorsun. Her gece bütün günahları saklıyor karanlığında . Yoruyor insanı; bitmez tükenmez bir yorgunluğun içinde uyuşturuyor. Öylesine uyuşturuyor ki yaşanmış bütün hoyratlıkları, bütün düş kırıklıklarını çarçabuk unutuyoruz.. Unutulmayan düş kırıklıkları ya da en derinden yaşanan pişmanlıklar hiçbirşeyi yeniden başlatmaya yetmiyor.</p>
<p>Doğru sen milat oldun benim yaşamımda “Bir ömürde kaç kez milat yaşanır” bu soruyu sorarken ne kadar güvenliydin kendine&#8230; Oysa bana seninle yaşadığımız milattan önce de yaşadığımı bilmek yetiyor. Sende bilirsin doğada hiçbirşey tümüyle yokolmaz .Her nesne dönüşür yalnızca, sürekli olarak dönüşür yeni birşeylere. Doğanın sonsuz devinimini yaratır bu dönüşüm. Bütün bunları senden öncede biliyordum ben. Şimdi senden önce nasıl yaşandıysa senden sonrada öyle yaşanacağını bildiğim kadar iyi biliyordum üstelik. Bunu bilmek öylesine güç veriyor ki bana yaşanmış tüm düş kırıklıklarını, unuttuğum tüm pişmanlıkları yeniden anımsıyorum. Beni her an biraz daha tüketen yokluğunu, bendeki yokluğuna dönüştürebileceğime de daha çok inanıyorum artık.</p>
<p>“Kaçış bu”dedin bana. Sesin öfkeliydi. Ellerinden anladım şaşkınlığını. Seni bırakıp gideceğime hiç inanmamıştın biliyorum.. Oysa yanı başında geceler boyu hazırlandım yokluğuna, farketmedin. Karanlığa sığınıp usulca uykusuzluğumu değdirdim uyuyan bedenine. Senin koynunda ellerimi saçlarında gezdirirken her gece yeniden yitirdim seni. Bir daha dönmemecesine her gece bırakıp gittim. Yapamadım. Uykusuz sabahlarda yeniden çaldım kapını. Beynimdeki o deli, tutkulu çığlıklarda aradım hep koynunda buldum seni..</p>
<p>Bu kenttende senden de kaçabilir miyim hiç. Bu kenti ne çok severim bilirsin. Seni&#8230; Hayır kaçış değil ama karşı konulmaz bir sürüklenme duygusu bu. İnsanoğlunun bütün acılardan sonra yüzünü kendine, yalnızca kendine dönüp yaşadığı bir sürgün. Her sürgün gibi benim sürgünümde de ayrılık kaçınılmaz ve her sürgün gibi benim sürgünümden de yeni buluşmalarla dönülecek.</p>
<p>Üstelik sen öyle bağladın ki beni, sana yaklaştıkça kendimi yitirdim yok oldum sonunda. Gidişim seninle yaşanan bütün yokluklardan arınmak olmalı</p>
<p>“Seviyorum seni” demiş miydin hiç&#8230; Sanmıyorum ama sevmek tenin tene karşı konulmaz dokunuşysa, tutkulu çağrıları bir gecenin uykusuzluğunda yatıştırmaksa eğer sevdin beni biliyorum. Diğerlerini sevdiğin kadar sevdin beni de. Bizi sarıp kuşatan o koskoca fanusun içinde, kurulu bütün değerlere gözükara bir başkaldırı olmayacak mıydı evliliğimiz&#8230; Sen, yaşamın sürekli değişen renkleriyle çoğaltabildin kendini. Yeni yeni sevgileri taşıdın sevgimize. Bende denedim, diğerlerini sevmeyi bende istedim. Ama senin kokunla öyle doluydumki ne kokularını duyabildim onların ne de soluk almayı becerebildim. Geriye yalnızca yokluğunu yaşamak kaldı bana. Yanıbaşımda yokluğuna dayanamazdım.</p>
<p>“Bütün günahlarını bana bırakıp gidiyorsun öyle mi!&#8230;”</p>
<p>Herşeyimi sana seninle birlikte varoluşuma borçlu olduğumu söyleyen sen değil miydin? Kimbilir doğruydu belkide&#8230; Bir tanrı olmak istedin sen; küçücük dünyamın tek tanrısı&#8230; O zaman günahlarımdan korkmamalısın, tanrıların günahı olmaz ki. İçinde doğup büyüdüğüm o kenti adım adım doldurdun. Günahlarımla, korkularımla yürek acılarımla yapayalnız bıraktın beni. Onları sana değil tümüyle sana ait olan kente bırakıp gidiyorum. Çünkü onlarda benim gibi yalnızca seninle varoldular. Oysa “Gidişim, Bendeki Yokluğun Olacak” biliyorsun.</p>
<p>Bembeyaz bulutların arasında ilerliyor uçağım. Soluğunun başımı döndüren ılıklığını duyuyorum. Yüzün arasıra görünüp kayboluyor. Yüzünü bulutların arasında gördükçe sana henüz söylemediğim bütün sözler adına burukluk kaplıyor içimi. O kentin seninle yürüyemediğim yolları bütün kıyıları seninle açmadığım bütün kapıları adına&#8230;</p>
<p>Yaşamın sana ait olan biriktiremediğim her anı için kahrolası bir pişmanlık duyuyorum.</p>
<p>Yol boyu ilerliyor uçağım. Gidilecek yere henüz varılmadı. Uçak az sonra inişe geçecek biliyorum ki varılacak yerde sen olmayacaksın artık, bulutlar olmayacak.</p>
<p>Yüzünü de yavaş yavaş unutacağım</p>
<p><em><strong>Süheyla Acar Kalyoncu</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://edebiyat.horozz.net/2011/10/gidisim-bendeki-yoklugun-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sırtına Hırka Al</title>
		<link>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/sirtina-hirka-al/</link>
		<comments>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/sirtina-hirka-al/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 10:21:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adnan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anonim]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[emre kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Sırtına hırka al]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://edebiyat.horozz.net/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir eve geldiğimde her şey yakamı bırakacak sandım, oysa bütün eşyalar ve fotoğraflar kalple birlikte taşınıyormuş başka bir yere… Gülüşümden eksik bırakmıştım onu, pelerini bende kalmıştı, kahramanlığı yerde… Ateşe değil yalnızca acıya değen teni beni kaç kez yalnız bıraktıysa, o kadar yalnız kalamamıştı kendiyle. Burada onun için de nefes aldığımı biliyordu her seferinde… İçerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://edebiyat.horozz.net/2011/08/sirtina-hirka-al/22-08-3/" rel="attachment wp-att-182"><img class="alignleft size-full wp-image-182" title="Sırtına hırka al" src="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/08/22.082.gif" alt="" width="136" height="118" /></a>Yeni bir eve geldiğimde her şey yakamı bırakacak sandım, oysa bütün eşyalar ve fotoğraflar kalple birlikte taşınıyormuş başka bir yere… Gülüşümden eksik bırakmıştım onu, pelerini bende kalmıştı, kahramanlığı yerde… Ateşe değil yalnızca acıya değen teni beni kaç kez yalnız bıraktıysa, o kadar yalnız kalamamıştı kendiyle. Burada onun için de nefes aldığımı biliyordu her seferinde…</p>
<p>İçerde hep ağlayan başka bir ses vardı… Zaman zaman yerimden kalkıp, onun güzel uykusuna bakarak affediyordum olanları… Onun uykusuyla uyuyordum uyanık gecelerde…</p>
<p><span id="more-181"></span><br />
<iframe frameborder="0" width="560" height="322" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xdtocg?width=560&#038;theme=slayer&#038;foreground=%23FF0000&#038;highlight=%23FFFFFF&#038;background=%23000000"></iframe><br /><a href="http://www.dailymotion.com/video/xdtocg_celik-doyamadym-gozlerine_music" target="_blank">&Ccedil;elik &#8211; Doyamadım G&ouml;zlerine</a> <i>  <a href="http://www.dailymotion.com/musicplay" target="_blank">musicplay</a></i></p>
<p>Sonra sen geliyordun, kapıdan içeri yaptığım en güzel hata giriyordu; alışıyordum ben de dönüşünde gözlerimin içini güldürecek her gidişe… Bir davet gibiydi yüzün, bakışınla imzalı mühürlü bir zarftı… Diğer kelimeleri hangi köşeye fırlatsam, kalbimde kalan hüzünlü üç harfti…</p>
<p>Yeryüzünde bir kalbe yaklaşmanın, gökyüzünde bir yıldıza ulaşmaktan daha sahici olduğunu düşündüm hep, elimdekine hep bu yüzden sıkı sıkı tutundum… Kendi ellerimden kaymamak için unuttum gördüğüm rüyaları… Bir rüyanın hatası mı bu, bir gerçeğin ihmali mi? Gözyaşları kolay aksın diye kirpiklerini yakan çocuk gibiydim ben, sen heveslerden çabuk bıkılsın ve hep geriye dönülsün diye ısrar ederken… Oysa her ayrılık hep erken…</p>
<p>İnsan ancak yazarak hesaplaşabiliyor hayatla… Bir hikâyenin sonuyla başı nasıl aynı olabilir diye oturup düşünürken, yazdığım cümlelerle bileklerinden yalanla akan kanı durdurdum… İnsanın elleri gözlerinden daha fazla itiraftır. Sen de bakışlarından çok, dokunuşunla parlak yalanlar uydurdun… Ben gözden düşerken, ayrılırken bile gözünden düşürmediğin yaşı nereye sakladığını merak ediyorum sadece… Bir de bütün intihar edecekleri kurtarmak istiyorum bu gece…</p>
<p>Ay hilâl bile değil, melâl…</p>
<p>Acı insanı yanıltır ya; ben seni sevmek istemiyorum artık hatırlamadığım sürece…</p>
<p>Yaşadıklarımın başkalarınınkinden farkı yoktu aslında. Herkes kadar aptaldım, herkes kadar çocuktum, herkes kadar gururluydum belki ve herkes kadar yaralıydım aşkta… Biri öç alacaksa, bir başka şehre göç de almalı bundan sonra. Tanıdık her sokak bir bıçak darbesine dönüşüyor yoksa…</p>
<p>Sen bana uymayıp değiştin mi; yeşil erik yerken kamaşmıyor mu ağzın hâlâ?</p>
<p>Bak bir harf daha ağlıyor ellerinde, bense bütün harfleri tek tek kalbimden söküyorum… Nice düşmanın denize döküldüğü savaşlar gibi, ben de seni bir parça kağıda döküyorum…</p>
<p>“Her sorana yenik, bitmeyen harbimiz, ilk gidenden beri kırık kalbimiz…” diye bir şiir yazacaktım dün ama vazgeçtim, çünkü bu odada kalma artık, orada kal…</p>
<p>Yazarken sıcaktan terledim ben, sen okurken sırtına hırka al…</p>
<p><strong>Emre Kalcı</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/sirtina-hirka-al/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Susmak</title>
		<link>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/susmak/</link>
		<comments>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/susmak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 10:13:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adnan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anonim]]></category>
		<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[şems]]></category>
		<category><![CDATA[şems-i tebrizi]]></category>
		<category><![CDATA[susmak]]></category>
		<category><![CDATA[tebrizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://edebiyat.horozz.net/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[Anladım ki susmak bir cüsse işi… Derin denizlerin işi… Serin sular en hafif rüzgârları bile coşturabiliyor.. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar… … Derin denizlerin sükutu büyüler beni. İçimi bir heybet hissi kaplar. Benliğimi hasret duyguları istila eder. Kalbim ürperlerle dolar. Tarkan &#8211; Unutmamalı musicplay Dalgalı denizler, durgun mavi denizler kadar heybetli gelmez bana. Göklerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://edebiyat.horozz.net/2011/08/susmak/22-08-2/" rel="attachment wp-att-178"><img class="alignleft size-full wp-image-178" title="Susmak" src="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/08/22.081.gif" alt="" width="122" height="112" /></a>Anladım ki susmak bir cüsse işi…<br />
Derin denizlerin işi…<br />
Serin sular en hafif rüzgârları bile coşturabiliyor..<br />
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar…<br />
…<br />
Derin denizlerin sükutu büyüler beni.<br />
İçimi bir heybet hissi kaplar.<br />
Benliğimi hasret duyguları istila eder.<br />
Kalbim ürperlerle dolar.</p>
<p><span id="more-177"></span><br />
<iframe frameborder="0" width="560" height="420" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xe1r7i?width=560&#038;theme=slayer&#038;foreground=%23FF0000&#038;highlight=%23FFFFFF&#038;background=%23000000"></iframe><br /><a href="http://www.dailymotion.com/video/xe1r7i_tarkan-unutmamaly_music" target="_blank">Tarkan &#8211; Unutmamalı</a> <i>  <a href="http://www.dailymotion.com/musicplay" target="_blank">musicplay</a></i></p>
<p>Dalgalı denizler, durgun mavi denizler kadar heybetli gelmez bana.<br />
Göklerin suskunluğu da öyle. Gök gürlemeleri, mavi derinliklerin heybetini siler diye düşünmüşümdür hep.<br />
Sükut her zaman daha manalı, daha derindir.</p>
<p>Kalbe sözden çok sükuttan manalar akar.<br />
İnsan evrendeki sükutu anlayabilseydi, kim bilir belki de söz olmayacaktı.<br />
İnsanlar sükutun dilinden anlayacak, derin ve manalı bakışlarla konuşacaklardı.<br />
Ve ses, sükutun heybetini bozamayacaktı.<br />
Konuştuğum zamanlar hep acze düşmüşümdür de ondan kelama sarılmışımdır.<br />
Evrendeki her varlıkta sükutu bir süs, bir hikmet olarak algılamışımdır.<br />
Sözü ise ancak bir zaruret..</p>
<p>Hep derin denizler kadar heybetli bir sükut dinledim ondan.<br />
Sanki durgun ve derin bir ummanın kıyısına varmıştım.<br />
Derinliklerinde gönül ve hikmet incilerinin gülümsediği bir deniz bulmuştum.<br />
Hayatın hiç bir kasırgası, hadiselerin hiç bir fırtınası onu dalgalandıramıyordu.<br />
O denize imrendiğim an, gözlerim şu mısralara takılmıştı:</p>
<p>Gittim, gittim, denizin,<br />
Sınır yerine vardım<br />
Halin bana da geçsin!<br />
Diye ona yalvardım<br />
Bir çılgın vesvesede,<br />
İçim didiklense de,<br />
Olaydım o cüssede,<br />
O’nun gibi susardım..</p>
<p>Gerçekten de öyle olmuştu. Sonsuza götüren bir denizin kıyısına varmıştım.<br />
O zaman anladım ki, susmak bir cüsse işi. Derin denizlerin işi.<br />
Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor.<br />
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar..<br />
Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor.<br />
Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.</p>
<p><a title="Şems-i Tebrizi wipedia bilgi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eems-i_Tebrizi" target="_blank"><strong>ŞEMS-İ TEBRİZİ</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/susmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşamak Yürek İster</title>
		<link>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/yasamak-yurek-ister/</link>
		<comments>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/yasamak-yurek-ister/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 10:05:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adnan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anonim]]></category>
		<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[oscar wild]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamak Yürek İster]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://edebiyat.horozz.net/?p=173</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamak yürek ister; belki de bu yüzden dünyaya gelenlerin çok azı yaşar. Çoğunluğu yalnızca yaşadığı günü kurtarır, var olmakla yetinir ve kendi varlığı altında ezildikçe ezilir. Değiştiremeyeceği gerçekleri olduğu gibi kabul etmek ve bu değişmezlikten kendine yeni bir yaşam sevinci yaratmak da yürek ister; değiştirebileceğini değiştirmeye çalışmak da. Sanıldığı gibi insanı korkutan; dünya, zorluklar, yaşam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://edebiyat.horozz.net/2011/08/yasamak-yurek-ister/22-08/" rel="attachment wp-att-174"><img class="alignleft size-full wp-image-174" title="Yaşamak Yürek İster" src="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/08/22.08.gif" alt="" width="181" height="118" /></a>Yaşamak yürek ister; belki de bu yüzden dünyaya gelenlerin çok azı yaşar. Çoğunluğu yalnızca yaşadığı günü kurtarır, var olmakla yetinir ve kendi varlığı altında ezildikçe ezilir. Değiştiremeyeceği gerçekleri olduğu gibi kabul etmek ve bu değişmezlikten kendine yeni bir yaşam sevinci yaratmak da yürek ister; değiştirebileceğini değiştirmeye çalışmak da. Sanıldığı gibi insanı korkutan; dünya, zorluklar, yaşam koşulları ya da başkaları değildir. İnsan en çok kendisinden korkar; kendi duygularından, kendi güçsüzlüklerinden, kendi zaaflarından, kendi acılarından, kendi coşkularından ürker.</p>
<p><span id="more-173"></span><br />
<object width="600" height="400"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1964115" /><embed src="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1964115" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" menu="false" scale="noScale" width="600" height="400" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></p>
<p>Yaşama her dokunuşunda, duygularının alevlenip kendisini yakacağından çekinir. Onun için kaçar yaşamdan, aşktan kaçar, öfkeden, hareketten, sevinçten, kendisinden kaçar. Korku yüzünden yaşanamamış bir yaşamı ellerinde taşımaktan yorularak, kendisine uydurduğu bin bir türlü mazeretle yaşama arkasını dönmeye, gizlenmeye uğraşıp, gizliden gizliye yok olmaya çabalar.</p>
<p>Korku kendine acımayı getirir; kendini zavallılaştırmaya başlar yaşamdan korktukça. Yaşamla yüz yüze gelmektense ağır ağır erimeyi tercih eder. Korktukça azalır gücü; korkuyla yaralanan bedeni artık en küçük bir dokunuşta acıyla inler. Her acıda korkusu biraz daha artar ve girdap gibi çeker içine güçsüzlük onu. Kendi korkusuna kalkıp kader der sonra, korkuyu değiştirilmez bir gerçek, alnına yazılmış bir yazgı olarak görür. Yeni bir aşkın düşüncesi bile titretir onu. Kalabalıktan korktuğu kadar yalnızlıktan da korkar. Hayatın hiçbir haline dayanamaz durumlara gelir. Sırtında yaşayamadığı hayatı, önünde yaşanacak günleriyle, kendi geçmişiyle geleceği arasında sıkışır kalır artık.</p>
<p>Kendi duygularıyla kuşatılır; döndüğü her yanda bir düşman gibi kendi duyguları çıkar karşısına. Şu yana dönse orada bir mutluluk vardır ama o mutluluğu değil mutluluğun arkasında gölgesi sezilen acıyı görür. Bu yana döndüğünde bir isyanın şevki vardır ama o isyanın çekiciliğini değil o isyan için ödenecek bedelin ağırlığının fark eder. Beri yanında bir aşk bekler onu ama o aşkın arkasından gelebilecek terk edilme ihtimaline diker gözlerini. Her kıpırtıyla örselenebileceğinden çekindiği için kıpırdayamaz bile yerinden; yaşama yaklaşabilmek için bir tek adım bile atmaya yetmez cesareti.</p>
<p>Ona sevinci gösterseniz; “ya sonra” diye sorar! Aşkı gösterseniz, gene ayni sorudur onun aklini kurcalayan; “ya sonra”! Öfke, coşku, dostluk, sevişme, başkaldırı, direnme hep aynı soruyu sürükler peşinden; “ya sonra”. Bilinmeyen bir “ya sonra” için bilinenlerin hepsini ıskalamayı kabullenir. Ama ne garip, duygularından, yaşanacakların sonrasından korkanlar, acıdan sakınanlar çeker en büyük acıyı. Yaşanmamış bütün duyguları zehirli sarmaşıklar gibi boy atıp ruhlarına dolanır. “Sonrası umurumda bile değil” deyip yaşamla kucak kucağa gelenlerden çok daha fazla yarayı yaşayamadıkları için alırlar. Yakınıp dururlar; çektikleri acılardan söz ederler. Acıyı da çekerler gerçekten ama acıdan korktukları için bunca acıyı çektiklerini görmezler bir türlü. Yaşamanın cesaret istediğini fark edemezler. Onun için çok az insan yaşar; çoğunluk yalnızca gününü kurtarır. Yaşanmamış günlerin altında inleyen çaresiz bir köle gibi yitik bir hayatı taşır güçsüz omuzlarında.</p>
<p>Kendi gerçeklerimiz, kendi duygularımızdır bizi böylesine ürküten; çatal diliyle tıslayan bir yılan görmüş tavşan gibi kendi kendimizi hareketsiz bırakan. Ve ne kadar çok korkarsanız, korkunuz o kadar artar. Ne kadar yaşarsanız, cesaretiniz o ölçüde bilenir. Yaşayamıyorsanız eğer, bu başkalarından dolayı değildir. Sizi güçsüzleştiren, sizi çaresizleştiren, sizi isyanlardan alıkoyan, değiştiremeyeceklerinizi kabul etmenize engel olan, değiştirebileceklerinizin üstüne gitmenize izin vermeyen, sizi yaşatmayan, sizin kendi korkularınızdır.</p>
<p><a title="Wikipedia oscar wild" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Oscar_Wilde" target="_blank"><strong>Oscar Wilde</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/yasamak-yurek-ister/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkla Randevumuz Var..</title>
		<link>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/askla-randevumuz-var/</link>
		<comments>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/askla-randevumuz-var/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 23:59:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adnan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anonim]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkla Randevumuz Var]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorun yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[penguen]]></category>
		<category><![CDATA[romantik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://edebiyat.horozz.net/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Herkez aşkı anlatır, tartışır, arar.. Oysa aşk doğanın kendisidir.. Doğa insana sunar onu.. İmparator Penguenlerinin gerçek hikayelerini, aşklarını seyredince bakış açınız değişecek.. Aşkın en güzel anlatımı sanırım bu film.. Mutlaka izleyin derim.. izlemezseniz büyük kayıp sizin için bilesiniz.. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://edebiyat.horozz.net/2011/08/askla-randevumuz-var/06-08/" rel="attachment wp-att-152"><img class="alignleft size-full wp-image-152" title="06.08" src="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/08/06.08.gif" alt="" width="136" height="132" /></a>Herkez aşkı anlatır, tartışır, arar.. Oysa aşk doğanın kendisidir.. Doğa insana sunar onu..</p>
<p>İmparator Penguenlerinin gerçek hikayelerini, aşklarını seyredince bakış açınız değişecek..</p>
<p>Aşkın en güzel anlatımı sanırım bu film.. Mutlaka izleyin derim.. izlemezseniz büyük kayıp sizin için bilesiniz..</p>
<p><span id="more-150"></span><br />
<object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" width="600" height="430" id = "MoyeaDemo"><br />
 &nbsp;<param name="movie" value="http://www.icsel.net/depo/imparator/myPlayer.swf">&nbsp;<param name="quality" value="high">&nbsp;<param name="allowScriptAccess" value="sameDomain" />&nbsp;<param name="allowFullScreen" value="True" />&nbsp;<embed src="http://www.icsel.net/depo/imparator/myPlayer.swf" quality="high" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" width="650" height="430" allowScriptAccess="sameDomain" allowFullScreen="True" name = "MoyeaDemo"></p>
<p> &nbsp;</embed></object><br />
</center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/askla-randevumuz-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Farkında Olmalı İnsan</title>
		<link>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/farkinda-olmali-insan/</link>
		<comments>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/farkinda-olmali-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2011 20:03:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>LoOvely</dc:creator>
				<category><![CDATA[Can Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[can yücel]]></category>
		<category><![CDATA[Farkında Olmalı İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://edebiyat.horozz.net/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[Farkında Olmalı İnsan… Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı. Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen… Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını Fark Etmeli. Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını Fark Etmeli. Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Farkında Olmalı İnsan…<br />
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.<br />
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen…<br />
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını<br />
Fark Etmeli.<br />
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını<br />
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını<br />
Fark Etmeli.</p>
<p><span id="more-142"></span><br />
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu<br />
Fark Etmeli.<br />
Henüz Bebekken ‘Dünya Benim!’ Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı<br />
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların ‘Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum<br />
İşte!’ Dercesine Apaçık Kaldığını<br />
Fark Etmeli.<br />
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.<br />
Baskın Yeteneğini<br />
Fark Etmeli Sonra.<br />
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,<br />
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini<br />
Fark Etmeli İnsan<br />
Ve Ölmeden E vvel Ölebilmeli.<br />
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte<br />
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini<br />
Fark Etmeli.<br />
Eşref-İ Mahlukat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu<br />
Fark Etmeli.<br />
Ve Ona Göre Yaşamalı.<br />
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni, Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü<br />
Fark Etmeli.<br />
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde<br />
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını<br />
Fark Etmeli.<br />
Eşine ‘Seni Çok Seviyorum!’ Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü<br />
Fark Etmeli.<br />
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, Ama Arka<br />
Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu<br />
Fark Etmeli.<br />
Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek<br />
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini<br />
Fark Etmeli.<br />
FARK ETMELİ.<br />
Ömür Dediğin Üç Gündür,<br />
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,<br />
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.</p>
<p><a href="http://www.canyucel.org/tag/can-yucel-siir" rel="tag">can yücel </a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://edebiyat.horozz.net/2011/08/farkinda-olmali-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Noktanın Olduğu Yerdeyim</title>
		<link>http://edebiyat.horozz.net/2011/07/noktanin-oldugu-yerdeyim/</link>
		<comments>http://edebiyat.horozz.net/2011/07/noktanin-oldugu-yerdeyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jul 2011 18:49:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adnan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adnan DAN]]></category>
		<category><![CDATA[adnan dan]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Noktanın Olduğu Yerdeyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://edebiyat.horozz.net/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[Korku dört bir yanı sardığında ürkek gözlerle bakarsın heryere.. Kontrol edemezsin hiçbirşeyi. İnanmaz, dokunmaz, görmez, anlamazsın.. Herşey yalan gelir.. Değer verdiğin duygular, inandığın değerler bir bir tepetaklak olur.. Boşlukta yol almak gibidir çok zaman hayat senin için.. Susar etrafa bakarsın anlamaz gözbebekleri ile.. Kararlar alır sonra vazgeçersin. &#8220;Acaba, neden&#8221; soruları dolanır beyninin ince kıvrımlarında.. Adımların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://edebiyat.horozz.net/2011/07/noktanin-oldugu-yerdeyim/24-07-2/" rel="attachment wp-att-130"><img class="alignleft size-full wp-image-130" title="24.07" src="http://edebiyat.horozz.net/wp-content/uploads/2011/07/24.071.gif" alt="" width="126" height="87" /></a>Korku dört bir yanı sardığında ürkek gözlerle bakarsın heryere.. Kontrol edemezsin hiçbirşeyi. İnanmaz, dokunmaz, görmez, anlamazsın.. Herşey yalan gelir.. Değer verdiğin duygular, inandığın değerler bir bir tepetaklak olur.. Boşlukta yol almak gibidir çok zaman hayat senin için.. Susar etrafa bakarsın anlamaz gözbebekleri ile.. Kararlar alır sonra vazgeçersin. &#8220;Acaba, neden&#8221; soruları dolanır beyninin ince kıvrımlarında.. Adımların yakınlasır birbirine,yavaslar birbirini izlemesi.. Yürümek bile zor gelir hale gelir. Nefes almak yük olur bedenine.. Sona yaklastığın son adımı atmaktan ürkersin..</p>
<p><span id="more-129"></span><br />
<iframe frameborder="0" width="560" height="420" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xcng5?width=560&#038;theme=slayer&#038;foreground=%23FF0000&#038;highlight=%23FFFFFF&#038;background=%23000000"></iframe><br /><a href="http://www.dailymotion.com/video/xcng5_erkin-koray-oyle-bir-gecer-zamanki_music" target="_blank">Erkin Koray &#8211; Oyle Bir Gecer Zamanki</a> <i>  <a href="http://www.dailymotion.com/sayit" target="_blank">sayit</a></i></p>
<p>Ordayım işte.. Artık yabancısı olmadığım yerde.. Nefesimin tadını hissetmek isteyipte alamadığım yerde.. Bir uçurumun kenarında sonsuzluğa baktığım yerde.. Kimsenin olmadığı, olmak istemeyeceği yanlızlıklar kervanının konakladığı.. Bir rüzgar uçuşturur bedenine bağlı duygularını.. Koparamaz ama.. Etrafımda uçuşturup; yüzüme, vucuduma, kollarıma yapıştırır birbir.. Çaresizliğim artar.. Başım önümde, gözlerim kapalı sadece hissederim bunu.. Sonra ellerimi iki yana açıp kaldırabildiğim kadar yukarı kaldırır ve sessiz çığlıklar atarım yüreğimin en derininden.. Kimse duymaz.. Bir ben.. Bir ben duyar, anlarım kendimi.. Noktaya yakın yerdesin ado derim kendime.. Virgüller bitti, ünlemler tükendi, zamirler bir bir terketti seni.. Sıkı bir yanlızlık kaldı elde bilirim..</p>
<p>Resimlerim soldu.. Hangine baksam soru işaretleri oluşuyor beynimde. Bumuydu resimdeki kişi? Tanıdığım, bu resmin çekildiği andaki kişimi hala o? Ben hala o adomuyum? Neden? Neden oldu bütün bunlar? Ne kalabalıktı oysa hayatın.. Koca bir sıfır çekmekmiydi hayalin? Düşüncelerim duygularımla harmanlanır.. Oyun hamuru kalan elimde son.. Artık şekil vermek istemediğim; renksiz, kokusuz.. Bir adım.. Bir adım kaldı atılcak.. Peki cesaretim varmı? Bunca adımlar atan bu yürek, son adımı atacak cesarete sahipmi peki? Bilmiyorum..</p>
<p>Keşke hayatım ilk başlangıca, start noktasına dönse.. Bugüne kadar yaptığım hataları tekrar yaparmıydım acaba? Tembellik ettiğim, diğerlerinin beni geçtiği noktalarda tekrar duraklar, mola verirmiydim? Gökyüzünün maviliğinin bu kadar güzel olduğunu, papatyaların baharın neşesi ile rüzgarda dansettiğini, kelebeklerin bir kaç günlük ömrünü dolu dolu yaşamayı seçtiğini, rüzgarın tenime dokunduğunda mutlu olduğumu anlamak istermiydim yine? Yaşamı tekrar sorgulayıp sonuçların beni pekte mutlu etmediğini anlamak istermiydim tekrar? Yağmurda ıslanmak beni yine mutlu edermiydi? Her kar tanesine yine hayranlıkla bakarmıydım? Yine aynı ben olmak istermiydimki?</p>
<p>Utangaç duygulara sahibim.. Kimsenin bilmediği.. Bir ben var benden farklı içimde.. Benimle laf kalabalığı yapıp kafamı karıştıran.. Sorgulamalarımın yönünü değiştiren.. Biliyorumki yanlış söylemiyor.. Söylemiyorda kabul etmek zoruma gidiyor.. Susturmak onu işime geliyor.. Susturdukça onu, o dahada isyankar bir şekilde sesini yükselterek &#8220;Kendine gel Ado&#8221; söylemine devam ediyor.. Noktanın olduğu yerde olmak gibi birşey benim ruh halim. Bir adım atmaya cesaretim varmı bilmiyorum. Sadece bakıyor ve düşünüyorum..</p>
<p><a title="Hikayeler.net sisteminde oku" href="http://hikayeler.net/yazilar/55702/noktanin-oldugu-yerdeyim/" target="_blank">http://hikayeler.net/yazilar/55702/noktanin-oldugu-yerdeyim/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://edebiyat.horozz.net/2011/07/noktanin-oldugu-yerdeyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

