Seninle hiç İstanbul’da olamadık
Göremedi İstanbul ikimizi…

Ne bir semaver tüketebildik
Ne Aşiyan’da hüzün…
Bir tepeden seyretmek için bu güzelim kenti
Ne Çamlıca kısmet oldu ne Piyer Loti…
Hiçbir vapur taşımadı bizi Marmara’da
Bir güvertede seni
Liseli aşıklar gibi dakikalarca öpemedim..
Ellerini avuçlarımda tutup da içimi dökemedim..

Devamı →

Aşk üzerine yapılmış 3 film söyle deseler ilk söyleyeceğim filmdir Melekler Şehri..

Başrollerde usta oyuncular Nicolas Cage ve Meg Ryan oynuyor..

Hastalarından birini hiç neden yokken kaybeden Doktor Rice (Meg Ryan) kendine olan özgüvenini yitirmiştir.. Los Angeles`ta görevli meleklerden biri olan Seth (Nicolas Cage) bu olaydan çok etkilenir ve Doktor Rice`ye yardımcı olmaya karar verir..

Bir süre sonra Doktor Rice`ye aşık olan Seth, bütün risklerine rağmen görünmez bir ruh olmaktan çıkar ve Doktor Rice`ye görünmeye başlar.. Doktor Rice Seth’e şüphe ile yaklaşır..

Doktor Rice`ye olan aşkından dolayı melek olmaktan vazgeçen Seth dünyanın karmaşasında ne yapacağını şaşırır..

Film inanılmaz bir sonla bitiyor.. İnsanın aklına şu soru takılıyor: Acaba aşk insanın tüm kendi özelliklerinden vazgeçmeye değecek kadar değerlimidir?

Devamı →

Ve en çok seni özledim ben.
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim…
Hiç konuşmadan..

Devamı →

 Aşağıda herşey giderek küçülüyor. Küçüldükçe bütün yollar birbirine benziyor. Bütün ağaçlar bütün evler… Küçüldükçe, birbirine benzedikçe herşey hızla çoğalıp yokoluyor. Seni de böyle küçültebilecekmiyim içimde. O kentte seninle yaşanan o kocaman o küçük zaman dilimini diğerlerine benzetip çoğaltabilecek miyim? Yokedebilecek miyim? O kentin yollarında kaybolmuştum ben. Bütün sokaklar senin kapına çıkıyordu. Orada hangi evin kapısını çalsam sen çıkıyordun karşıma, belki de ben hep senin kapını çalıyordum. Baktığım bütün insanlarda bir parça seni gördüm, yüreğim irkilerek…

Günlerce sen indin taksilarden, bütün telefonlarda senin sesin, soluduğum havada bile sen vardın. Durmaksızın senin kokunu doldurdum içime. O kentte seninle boğulup kalmıştım.

Devamı →

Yeni bir eve geldiğimde her şey yakamı bırakacak sandım, oysa bütün eşyalar ve fotoğraflar kalple birlikte taşınıyormuş başka bir yere… Gülüşümden eksik bırakmıştım onu, pelerini bende kalmıştı, kahramanlığı yerde… Ateşe değil yalnızca acıya değen teni beni kaç kez yalnız bıraktıysa, o kadar yalnız kalamamıştı kendiyle. Burada onun için de nefes aldığımı biliyordu her seferinde…

İçerde hep ağlayan başka bir ses vardı… Zaman zaman yerimden kalkıp, onun güzel uykusuna bakarak affediyordum olanları… Onun uykusuyla uyuyordum uyanık gecelerde…

Devamı →